Söz vardır insana çok şey kazandırır, söz vardır insanı mesd
eder, söz vardır insanı deliye döndürür, söz vardır yerli yerince kullanılırsa
altın değerindedir. Birzamanlar memleketinde geçim sıkıntısı çeken biri malını
mülkünü hanıma teslim edip çıkar gurbete para kazanmaya, zenginlik hayelleri
kurarak çalışmaya başlar, senelerce çalışır çabalar tam on sekiz sene
memleketinden uzakta çalışır ve üç bin akçe para biriktirir. Artık zengin olmuştur
bu para bana uzun müddet yeter der, memleket hasretine daha fazla dayanamaz
hanımı ve evini özlemiştir, Ya allah der dönüş yoluna başlar epey uzundur yolu
bir yerde mola verir. Dinlenirken bir ses duyar (Bin akçeye bir söz) Allah
Allah! belki benim için hayırlı bir sözdür der kararını verir al sana bin
akçeder, Adam Bin akçelik sözünü söyler (KADERDE NE VARSA BAŞA GELİR) der adam
şaşkın ben bu sözü zaten biliyordum, gitti bizim altı sene der ve üzülür. Ama para
gitmiştir biraz daha gider, Yine bir ses Bin akçeye bir sözzzz, Alllah Allah! ne
yapsam acaba der belki bu sefer bilmediğim bana yarayacak bir söz vardır der
veeee bin akçe daha verir, adam ikinci sözünü söyler, (GÖNÜL NEYİ SEVERSE GÜZEL
ODUR DER) adam yine üzülür beklediği daha başka bir şeymiş gibi eyvah der gitti
bizim on iki sene der, yoluna devam eder. Bir müddet yol aldıktan sonra yine bir
ses bin akçeye bir söz! Adam derkine olacaksa olsun al şu bin akçeyi söyle
sözünü, (HİÇ BİR İŞTE ACELECİ DAVRANMA ) Adamın onsekiz senede kazandığı paralar
gitmiştir, memleketine çıkdığı günkü gibi eli boş dönmekte kafasında şimşekler
çakmakta, iyimi yaptım kötümü yaptım diye kendi kendine söylenerek yol almakta
iken bir kalabalık görür insanlar telaş içinde sağa sola koşmaktalar, kimisi
ağlamakta, kimisi bağırmakta, merak eder kalabalığın yanına yaklaşır, ne oluyor
burada diye sorar derlerki burada bir kuyu var bizim su ihtiyacimızı sadece
bukuyu karşılıyor, fakat aşağıda bir dev var kimseye su vermiyor su için
inenleride öldürüyor derler, adamın ozaman bin akçeye aldığı söz aklına gelir. Kaderde ölmek varsa zaten ölürüm bu saatden sonra ben ölsem ne olacak diyerek oradakilere ben
aşağıya inersem ne yaparsınız der, eğer sağ çıkarsan istediğin herşeyi
yaparız derler, Adam denemeye karar verir beline ip bağlayarak aşağıya salarlar
hakikaten aşağıda büyük bir dev onu karşılar neye geldiğini sorar oda su almaya
geldiğini söyler dev derki sana bir soru soracağım cevap verir sen suyu da
canınıda bağışlarım der. Yanında oturan küçük kurbağayı göstererek bu kurbağamı
yoksa sağ tarafında bulunan dünya güzeli prensesi göstererek bumu güzel der.
Adamın hemen bin akçeye aldığı söz hatırına gelir, efendim der gönül neyi severse
güzel odur, devin bu söz çok hoşuna gider çünkü kurbağanın gözlerine aşık
olmuştur daha önce gelenler kimisi kızı, kimisi kurbağayı güzel demiş ler hepsinin
bu sözleri sonu olmuştu adamın söylediği bu sözden sonra orayı terkeder ve
insanlar suya kavuşurlar. Adama taşıya bileceği kadar altın verirler ve adam
zengin olmuştur. Köyüne yaklaşır sevinç içindedir, hanımına ve on sekiz senedir
görmediği köyüne gelmiştir, evine yaklaşır cam açıktır evin içine bakınca
birden deliye döner çünkü hanımı evde oturuyor kucağında bir delikanlı yatıyor
kendi kendine derki biz gurbette iken her halde evlendi der bıçağını çıkararak
ikisinide öldürmek kastıyla eve girecekken, bin akçeye aldığı üçüncü öğüt aklına
gelir, hiç bir işte aceleci davranma, hemen bıçağı yerine koyar kapıyı vurarak
içeri girer hanımı beyini görünce çığlık atarak boynuna sarılır yanında
bulunan deli kanlıya bağırarak ne duruyorsun babana sarılsana der. Meğer
yabancı sandığı öz oğluymuş ve beraberce uzun seneler yaşarlar. işte güzel
sözler işte yaşanmış bir hikaye. Başka bir hikayede buluşmak üzere.
ZİYAETTİN
ÜNAL.