Bir zamanlar köyümüzün sığırlarını yaylaya sıra ile nöbetle gütmeye giderdik.
Her haneden kaçtane sığır olursa olsun sırayla bir gün sığır güderlerdi.
Sayıya bakılmazdı, sığır gütmek bir şey değil, dağlarda ekinler olduğu için
ziyana girerler, yaylada başçavuş ali ve sarıcakayalılarla hergün kavga. Onlar
sığırları yaylaya çıkarmıyacağız diye uğraşırken bizim kilerde onlarla hergün
kavga ediyorlardı. Köyde gençler akşam kahvede bunun tartışmasını yapıyorlar.
Bir akşam yine böyle tartışma yapılırken gençler kendi aralarında diyorlarki
biz Beygirleri gütmeyeceğiz, onlara ayrı sırtmac tutsunlar. Delikanlılar böyle
bir karar alarak odaya geliyorlar ve yaşlılara kararlarını açıklıyorlar olmaz
falan deselerde sonunda işi tongaya getiriyorlar ve Berduş Mustafa ile Hüseyin
dayımı sırtmaç tutuyorlar, fakat hersene kasım ayına kadar tutulan sırtmac bu
sene harmana kadar tutuluyor. Mustafa dayı yozların başıda kalıyor, Hüseyin
dayım sağılır hayvanları köye getiriyor. İki tane delikanlı akşama kadar
ardıçların gölgesinde yatıyorlar, gölge netarafa dönerse onlarda otarafa dönerek
uyuyorlar. Sığırlar akşama kadar Başçavuş Alinin ekinlerinde, adam durmadan
sığırları kovuyor fakat canına tak demiş. Bir gün bunlar akşam olunca sığırları
toplamak için kalkıyorlar Berduş, Hüseyin dayıma sen avdandan tarafa git oradaki
sığırları topla diyor dayım gidiyor sığırları toplayıp gelirken bir bakıyorki
bir ardıcın etrefında yıldırım gibi Başçavuş Ali önde arkasında Berduş onun
arkasında Başçavuş Alinin karısı ağacı tavaf ediyorlar. Kadın taş atıyor Berduş
Aliyi kovalıyor en sonunda yakalayıp güzelce bir dövüyor. Dayım gelip bunları
ayırıyor noldu diye sorunca sana küfretti diyor. Neyse Berduşu oradan alıp
yatağa iniyorlar, ertesi sabah Alinin oğlu davarla söğütlü pınara kadar geliyor
Mustafa diyor bizimkiler size dün kötü davranmışlar siz onların kusuruna
bakmayın
alın şu peyniride sizin katığınız yoktur diyor, Berduş dayım diyorki
bunları hem döveceksin hemde peynirini yiyeceksin bak dövmeseydik şimdi bizi
buralara sokmazlardı diyor.
Nardın Sığırı hakkında atalamırızda bir söz söylemişler: Nardın sığırı
gibi yoldan gelip yoldan gitme.
Bu söz nereden nasıl çıkmış onuda kısaca anlatayım. Köyümüzün büyükbaş
hayvanları otlamak için hergün 3-4 km yol gitmesi gerekiyor, yayla yolumuz
bahçelerin içinden geçtiği için hayvanlar bir tutam ot yemeden yaylaya
varıyorlar. Hayvanlarda zamanla yolu öğrendikleri için yoldan hiç sapmadan
köyden yaylaya, yayladan köye gelip gidiyor. Atalarımızda buna istinaden Nardın
sığırı gibi yoldan gelip yoldan gitme demişler.
Ya geldik bir hikayenin daha sonuna başka bir hikayede buluşmak üzere ..
ZİYATTİN ÜNAL