Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Eklenti Kur
Radyo Radyo


Basın Bülteni Basın Bülteni


Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@yukaricayli.net
MEKKE
CANLI YAYIN

MEDİNE
CANLI YAYIN




E-Devlet E-Devlet

ELEKTRİĞİN,RADYO VE TELEVİZYONUN OLMADIĞI DÖNEMLERDE SOHBETİN BİR BAŞKA OLDUĞU KÖY ODASI SOHBETLERİNDEN BİR BÖLÜM

11 Haziran 2009, Perşembe
 Gönül ne çay ister ne çayhane gönül sohbet ister çay bahane, demiş atalarımız. Sohbet ama ne sohbet insanın ta özüne işleyen muhabbet ve sohbetler, ağzımız açık nerdeyse içine düşeceğimiz sohbetler, nerdee o günler diye başlayan eskimeyen atalarımızın yaptığı sohbetler. Çoçukluğumu hatırlıyorum, Dedelerimizin yaptığı muhabbet ve sohbetleri: Akşam oldumu özlemle beklediğimiz, köy odası muhabbetlerini. Ben genellikle kapının arkasına otururdum. Rahmetli babam köyün hatibi olduğu için önce bir kitap okurdu, Peygamberlerin  hayatını anlatan siyer kitaplarını, veya destan ve cenk kitapları. Çokta heyecanlı olur sesli okununca, amcalar müdahale ederler, vur, kır, veya gariplerine giden bir şey olunca Allah! Allah! diye sesli katılırlardı konuşmalara. Kitap faslı bitince Çayları dağıtırlar, içebildiğin kadar çay iç 25 kuruş, bazen Ağalardan biri çaylar benden derdi ve başlardı muhabbet sırayla konuşurdu herkes  başta Hamdi dedem başlardı konuşmaya 11 sene cephede kalmış anlatır anlatır bitmez, Aman Allahım! bir bakarsın yemenden bahsediyo bir bakarsın rusyadan, bir bakarsın libyadan dünyanın her tarafını gezmiş. Öyle şeyler görmüşki  anlatırken devamlı ağlıyor. Hiç unutmam aç kalmışlar, harpde hayvanların dışkısından Arpaları toplamışlar taşla ezmişler açlıklarını gidermeye çalışmışlar. Yine arkadaşlarının ölmesini anlatırken, okadar çok insan ölmüşki çay taşı gibi kemikleri bembeyaz kaldığını  askerlerin onları gömmekten aciz kaldığını anlatırdı. Bu okadar kafasına yer etmişki  ölürken ben yanındaydım şöyle diyordu: Ben ölümden korkmuyorum ben çok ölüler gördüm, böyle söyleyerek ruhunu teslim etti. Ben buna şahit oldum, Allah rahmet eylesin. Ondan sonra salim Ahmet amca konuşur oda çok dinlenirdi, daha sonra sözü koca Sadık alır daha sonra  topal Ali amca konuşur ve kahkaha sesleri yükselir ve herkes neşeli vaziyette evlerine dağılırlardı. Rahmetli dedeminde kenardan gelen sayılı misafirleri vardı. Onlar kış oldumu mutlaka bize gelirler bir hafta kalırlardı. Hatta ben çocuk değilmi onlara ayrı ayrı isim vermişdim, nineme onlar geldimi işte Nasıl amca, ben sana birşey deyveremmi amca, tamam amca, gibi isimler vermiştim. Dedem pek konuşmaz, rahmetli devamlı dinlerdi. Babaannem buna kızar laf arasında dedem sobaya odun atın değince sen zatan başka söz bilmezsin der ona kızardı. Onlar hep sırayla gelir giderlerdi, hepsini rahmetle anıyorum ne güzel sohbet ederlerdi mekanları cennet olsun. Tv çıktı muhabbetlerin içine etti bizde o günleri anarak kendimizi kandırmaya çalışıyoruz, nafile yavaş yavaş birbirimiz den soğuyoruz  akrabalar bile birbirine gidip gelmiyor gelse bile ağzımızı açıp tv ye bakıyoruz sohbet yok  ne olacak bilmem ama şu sohbetler tekrar başlatsak ne güzel olurdu diye içimden geçiyor başka bir konuda görüşmek üzere hoşca kalın. 
 
 
Ziyattin ÜNAL                
YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0156


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in