Gönül ne çay ister ne çayhane gönül sohbet ister çay bahane, demiş atalarımız.
Sohbet ama ne sohbet insanın ta özüne işleyen muhabbet ve sohbetler, ağzımız
açık nerdeyse içine düşeceğimiz sohbetler, nerdee o günler diye başlayan
eskimeyen atalarımızın yaptığı sohbetler. Çoçukluğumu hatırlıyorum,
Dedelerimizin yaptığı muhabbet ve sohbetleri: Akşam oldumu özlemle beklediğimiz,
köy odası muhabbetlerini. Ben genellikle kapının arkasına otururdum. Rahmetli
babam köyün hatibi olduğu için önce bir kitap okurdu, Peygamberlerin hayatını
anlatan siyer kitaplarını, veya destan ve cenk kitapları. Çokta heyecanlı olur
sesli okununca, amcalar müdahale ederler, vur, kır, veya gariplerine giden bir
şey olunca Allah! Allah! diye sesli katılırlardı konuşmalara. Kitap faslı
bitince Çayları dağıtırlar, içebildiğin kadar çay iç 25 kuruş, bazen Ağalardan
biri çaylar benden derdi ve başlardı muhabbet sırayla konuşurdu herkes başta
Hamdi dedem başlardı konuşmaya 11 sene cephede kalmış anlatır anlatır bitmez,
Aman Allahım! bir bakarsın yemenden bahsediyo bir bakarsın rusyadan, bir
bakarsın libyadan dünyanın her tarafını gezmiş. Öyle şeyler görmüşki anlatırken
devamlı ağlıyor. Hiç unutmam aç kalmışlar, harpde hayvanların dışkısından
Arpaları toplamışlar taşla ezmişler açlıklarını gidermeye çalışmışlar. Yine
arkadaşlarının ölmesini anlatırken, okadar çok insan ölmüşki çay taşı gibi
kemikleri bembeyaz kaldığını askerlerin onları gömmekten aciz kaldığını
anlatırdı. Bu okadar kafasına yer etmişki ölürken ben yanındaydım şöyle
diyordu: Ben ölümden korkmuyorum ben çok ölüler gördüm, böyle söyleyerek ruhunu
teslim etti. Ben buna şahit oldum, Allah rahmet eylesin. Ondan sonra salim Ahmet
amca konuşur oda çok dinlenirdi, daha sonra sözü koca Sadık alır daha sonra
topal Ali amca konuşur ve kahkaha sesleri yükselir ve herkes neşeli vaziyette
evlerine dağılırlardı. Rahmetli dedeminde kenardan gelen sayılı misafirleri
vardı. Onlar kış oldumu mutlaka bize gelirler bir hafta kalırlardı. Hatta ben
çocuk değilmi onlara ayrı ayrı isim vermişdim, nineme onlar geldimi işte Nasıl
amca, ben sana birşey deyveremmi amca, tamam amca, gibi isimler vermiştim. Dedem
pek konuşmaz, rahmetli devamlı dinlerdi. Babaannem buna kızar laf arasında dedem
sobaya odun atın değince sen zatan başka söz bilmezsin der ona kızardı. Onlar
hep sırayla gelir giderlerdi, hepsini rahmetle anıyorum ne güzel sohbet
ederlerdi mekanları cennet olsun. Tv çıktı muhabbetlerin içine etti bizde o
günleri anarak kendimizi kandırmaya çalışıyoruz, nafile yavaş yavaş birbirimiz
den soğuyoruz akrabalar bile birbirine gidip gelmiyor gelse bile ağzımızı açıp
tv ye bakıyoruz sohbet yok ne olacak bilmem ama şu sohbetler tekrar başlatsak
ne güzel olurdu diye içimden geçiyor başka bir konuda görüşmek üzere hoşca
kalın.
Ziyattin ÜNAL